Duygularını Bastırmak Değil, Yönetmek Güçtür
Birçok insan güçlü olmayı yanlış anlar. Duygularını göstermemek, üzülmemek, etkilenmemek… Sanki hiçbir şey hissetmiyormuş gibi davranmak güçlü olmak sanılır. Bu yüzden insanlar zor duygularla karşılaştığında onları bastırmaya çalışır. Üzüntüyü yok sayar, öfkeyi içine atar, kaygıyı görmezden gelir. Ama bu yaklaşım uzun vadede işe yaramaz. Çünkü duygular bastırıldığında yok olmaz. Sadece şekil değiştirir. Birikir, yoğunlaşır ve beklenmedik anlarda ortaya çıkar. Bazen bir patlama olarak, bazen tükenmişlik olarak, bazen de anlamsız bir huzursuzluk olarak kendini gösterir. Ve bu durum, seni daha da zorlar. Şunu net olarak anlamalısın: Duygular düşmanın değil, mesaj taşıyandır. Her duygu sana bir şey anlatır. Öfke sınırlarının ihlal edildiğini, üzüntü bir kayıp yaşadığını, kaygı bir belirsizlik olduğunu gösterir. Bu yüzden duyguları bastırmak yerine anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü anladığın duyguyu yönetebilirsin. Ama bastırdığın duygu seni yönetir. Bir diğer önemli nokta da şu: Duygularını yönetmek, onları kontrol etmek demek değildir. Duygular gelir ve gider. Bu doğaldır. Ama sen o duyguya nasıl tepki vereceğini seçebilirsin. İşte gerçek güç burada ortaya çıkar. Bugün kendine şu soruyu sor: “Ben şu an ne hissediyorum ve bu duygu bana ne anlatıyor?” Bu soru seni kendine yaklaştırır. Duygularından kaçmak yerine onlarla kalmayı öğren. Onları yargılamadan gözlemle. İsim ver. Kabul et. Unutma, güçlü olmak duygusuz olmak değil… duygularını anlayabilmektir.
Günün Aksiyon Görevi:
Bugün bir duygu yakala: “Şu an ______ hissediyorum.” Sonra şunu sor: “Bu duygu bana ne anlatıyor?” Yaz. Günün sonunda kendine sor: “Bugün duygularımı bastırdım mı, yoksa anladım mı?”




