Kendine Nasıl Davranıyorsan, Hayatın Öyle Şekillenir
Çoğu insan başkalarına karşı nazik, anlayışlı ve sabırlıdır… ama kendine karşı oldukça serttir. Küçük bir hata yaptığında kendini acımasızca eleştirir, başarısız olduğunda kendini değersiz hisseder, bir şeyi ertelediğinde kendini suçlar. İçinde sürekli konuşan bir eleştirmen vardır ve çoğu zaman bu ses, destekleyici değil yıkıcıdır. Şimdi dur ve düşün: Seninle bu şekilde konuşan biri olsa, onunla arkadaş olur muydun? Muhtemelen hayır. Ama işin ilginç tarafı şu: Her gün bu sesi dinliyorsun. Ve zamanla bu ses, senin gerçekliğin haline geliyor. Kendine nasıl davranıyorsan, kendini öyle görmeye başlıyorsun. Kendine sert olmak, seni daha iyi yapmaz. Aksine, seni yorar, tüketir ve hareketsiz bırakır. Çünkü sürekli eleştirilen bir zihin, risk almaktan kaçınır. Hata yapmaktan korkar. Ve bu da seni olduğun yerde tutar. Ama bu, kendine karşı “gevşek” olman gerektiği anlamına gelmez. Kendine iyi davranmak; sorumluluktan kaçmak değil, kendini desteklemektir. Hata yaptığında kendini yerden yere vurmak yerine şunu söyleyebilmek: “Tamam, olmadı. Ama öğreniyorum.” Bu bakış açısı seni ileri taşır. Çünkü kendini düşman değil, takım arkadaşı olarak görmeye başlarsın. Şunu unutma: Seninle hayat boyu birlikte olacak tek kişi sensin. Bu yüzden kendinle kurduğun ilişki, hayatındaki en önemli ilişkidir. Eğer kendine saygı duymazsan, kendine destek olmazsan, kendine güvenmezsen… dışarıdaki hiçbir şey bunu telafi edemez. Bugün kendine şu soruyu sor: “Ben kendimin dostu muyum, yoksa eleştirmeni mi?” Eğer cevabın ikinciyse, bu kötü bir şey değil. Sadece fark etmen gereken bir durum. Ve bu farkındalık, değişimin başlangıcıdır. Kendine iyi davranmak bir lüks değil, bir gerekliliktir. Çünkü güçlü bir hayat, güçlü bir iç diyalogla başlar.
Günün Aksiyon Görevi:
Bugün kendini eleştirdiğin bir anı yakala. Ve o anda kendine şunu söyle: “Aynı durumda bir arkadaşıma ne söylerdim?” Sonra aynı cümleyi kendine söyle. Günün sonunda kendine sor: “Bugün kendime karşı daha nazik oldum mu?”




