Kendine İnanmak, Her Zaman Emin Olmak Değildir
“Kendine inan.” Bu cümleyi çok duyarsın. Ama çoğu insan bunu yanlış yorumlar. Kendine inanmak = Her zaman güçlü hissetmek. Kendine inanmak = Hiç şüphe duymamak . Kendine inanmak = Her zaman motive olmak. Ama gerçek böyle değil. Gerçek şu: Kendine inanmak, şüphelerine rağmen devam edebilmektir. Çünkü şüphe normaldir. Korku normaldir. Bazen yetersiz hissetmek de normaldir. Hiç kimse sürekli güçlü hissetmez. Ama bazı insanlar buna rağmen hareket eder. Fark burada oluşur. Şunu düşün: Bir şey yaparken içinden bir ses gelir: “Ya yapamazsan?” Çoğu insan burada durur. Ama kendine inanan biri şunu der: “Belki zor olacak… ama deneyeceğim.” İşte bu, gerçek özgüvendir. Özgüven, “yapacağım” demek değildir. “Deneyeceğim ve öğrenirim” demektir. Bir diğer önemli nokta da şu: Özgüven, düşünerek değil; yaparak oluşur. Bir şeyi tekrar ettikçe, denedikçe, küçük başarılar elde ettikçe… Zihnin şunu öğrenir: “Ben yapabiliyorum.” Ama hiç denemezsen, hiç risk almazsan… Özgüven oluşmaz. Bu yüzden özgüven beklenmez, inşa edilir. Bugün kendine şu soruyu sor: “Ben gerçekten kendime güvenmiyor muyum, yoksa sadece denemiyor muyum?” Bu soru çok şey değiştirir. Unutma, kendine inanmak; korkusuz olmak değil… korkuya rağmen adım atmaktır.
Günün Aksiyon Görevi:
Bugün seni zorlayan ama yapabileceğin bir şey seç. Kendine şunu söyle: “Emin değilim ama deniyorum.” Ve harekete geç. Günün sonunda kendine sor: “Bugün kendime inanarak hareket ettim mi?”




