Bahaneler Seni Korur Gibi Görünür Ama Sınırlar
Hepimizin bahaneleri var. “Zamanım yok.” “Şu an uygun değil.” “Daha hazır değilim.” “Şartlar zor.” Bu cümleler ilk bakışta mantıklı ve gerçekçi görünür. Hatta çoğu zaman gerçekten de bazı zorluklar vardır. Ama burada kritik bir ayrım var: Gerçek engeller ile zihinsel bahaneler. Gerçek engeller seni yavaşlatır. Bahaneler ise seni durdurur. Ve çoğu zaman bu ikisini karıştırırız. Bahanelerin en tehlikeli yanı şudur: Seni rahatlatır. Sorumluluğu dışarı atmanı sağlar. “Benim suçum değil” hissi verir. Ama aynı anda seni olduğun yerde tutar. Çünkü eğer sorun dışarıdaysa, çözüm de dışarıda olmak zorundadır. Ve bu da seni güçsüz hissettirir. Ama sorumluluğu aldığında işler değişir. “Evet zor ama ben yine de bir şey yapabilirim” dediğin an, kontrol tekrar sana geçer. Şunu net bir şekilde görmelisin: Bahaneler genellikle gerçek değildir, sadece rahatlatıcıdır. Ve çoğu zaman şu duygunun üstünü örter: Korku. Başaramama korkusu, hata yapma korkusu, eleştirilme korkusu… Bahaneler bu korkuları gizler. Ama yüzleştiğinde, güçlenirsin. Bir diğer önemli nokta da şu: Kimse mükemmel şartlarda başlamaz. Herkes eksik başlar. Herkes zorlanır. Ama bazı insanlar buna rağmen devam eder. Fark burada oluşur. Bugün kendine şu soruyu sor: “Ben gerçekten ne yapamıyorum, neyi sadece yapmamayı seçiyorum?” Bu soru rahatsız edici olabilir. Ama aynı zamanda özgürleştiricidir. Çünkü cevabı bulduğunda, artık bahaneye değil çözüme odaklanırsın. Unutma, bahaneler seni kısa vadede rahatlatır… Ama uzun vadede pişman eder.
Günün Aksiyon Görevi:
Bugün kendine şu cümleyi yakala: “Ama…” Her “ama” dediğinde dur ve sor: “Bu bir gerçek mi, yoksa bahane mi?” Sonra şu cümleyi kur: “Bu zor ama yine de şunu yapabilirim: ____” Ve küçük bir adım at. Günün sonunda kendine sor: “Bugün bahaneyi mi seçtim, sorumluluğu mu?”




